Recent Comments

  • süleyman: yaw bence bu cok guzl bi oyun
  • By_maTraX: yeaaaaa… nasıl indirecem ben bunu indiremiyorum hoşuma gitti özellikleri yeawwww ne olur birisi...
  • cansu: bence çok gsl bi tel tavsiye edrm bnde war.
  • rock-öfke: yaww nasıl yülüücemmm
  • 80p9re: bence türkiye 1.adım gibi eminim ermenistan maçıda 61tuncay ÅŸanlı 76 semih ÅŸentürk

Archives

Miscellaneous

Feeds

Karaköy-galata-pera

Ağustos 15, 2007 | yazan : admin | Kategori: gezi notları, güvenlik

Kimi rotalar başlangıçta kolay olarak görülmektedir. Ama İstanbul gibi tüm yapıların, eserlerin literatürize edilmediği yerlerde bu mümkün değil.Girdiğiniz her bir sokak yeni bir yapı ile sizi karşılarken es geçtiğiniz bir sokak,bir aralık çok büyük kaybada neden olabilmektedir.Karaköy –Galata yada tünel çevresi de bu örneğin en yoğun yaşandığı yerleşimlerden birisidir.

İstanbul içerisinde tur düzenleyen firmalar tünel ve çevresi şeklinde organizasyonlar düzenlemektedirler. Biz Karaköy iskelesinden başlayarak,tophane,Kabataş;oradan Taksim, İstiklal caddesi üzerinden Beyoğluna varmayı;bu noktadan sonra kuledibinden bankalar caddesi ve galata şeklinde bir tur tasarlamıştık. Aslında Bu civar için yapılması mümkün turlar;

*Karaköy ve Galata çevresi gezildikten sonra Kabataştan Beşiktaşa,

*Taksim başlangıçlı olarak İstiklal Caddesi üzerinden Beyoğlu ve Galata,

*Üstteki iki turun bir arada olan versiyonu

*Ceneviz İstanbulu:Ceneviz surları ve içerisinde kalan alan.

Karaköy turuna üç kişi olarak başladık.

Karaköy eski bir Ceneviz kolonisi,öncesi ise Bizans kolonisi. İstanbul kuşatmasıyla beraber bazı imtiyazlar karşılığında Osmanlılara teslim edilmiş. Cenevizliler ile Venedikliler kavgalı olmasa yada Cenevizliler anlaşarak teslim olmasa ve Osmanlıyla savaşsa tarih ne gibi değişikliklere gebe kalırdı bunların hepsi uzun tartışmaların zemini olacak konular.1204 yılında Venediklilerin öncülüğünde Haçlı istilasına uğrayan Bizanslılar 8.Mihail Paleogos döneminde tekrar şehri geri aldıklarında Venedik-Ceneviz anlaşmazlığından faydalanarak kendini güvende tutmak istiyordu.Bu nedenle Galata yöresini bir koloni kurabilmeleri için Cenevizlilere verdi.Tek şart, koloninin etrafına sur ve hendek gibi savunma yapılarının inşa edilmemesiydi. Buna karşın Cenevizliler ilkin birbirine yakın kuleler inşa ettiler (Galata kulesi gibi),buna karşı yükselen itirazlara ise kendi ülkelerindeki savunma sistemlerinin bu şekilde olduğu şeklinde cevap verdiler.(Gerçektende Floransa yakınlarındaki San Lorenzo kenti bu şekilde pek çok kuleye sahiptir.)Üç tanede hendek kazdılar.(Günümüzde büyük hendek,küçük hendek gibi yerler buradan gelmektedir)Bizansın bu cevaba vereceği cevap gücüyle doğru orantılı oldu.Birşey yapamadılar.Buna karşın Cenevizliler ilk fırsatta kuleler arasına duvarlar örmeye koyuldular. Galata yada Pera surları adıyla anılan bu duvarlar Fatih zamanında şehrin genişletilmesi için yıkıldı ve günümüze Galata kulesi yakınlarındaki harabeler kaldı.Galata kulesinden baktığınızda iki üç burç hala görülebilmektedir.Rivayete göre tıpkı Viyanadaki Ring nasıl şehir surlarının yıkılmasıyla oluşmuşsa Tarlabaşı Caddesi de Galata surlarının yıkılmasıyla oluşmuştur.

Galata ,Osmanlı zamanında Karay Türklerinin yerleştirildiği bir bölge olarak bilinmekte. Musevi Türkler zamanla bu yöreden ayrıldıktan sonra Karayköy olarak anılan yörede Karaköy olarak anılmış durumda.Günümüze Karay kültürüne ait bir yapı ulaşabilmiş değil.(Bir havra ve mezarlığın varlığından bahsedilmekte ama bulabilmiş değiliz).Bunda ortalama Müslüman Türk halkının tepkisinden çok,Yahudi musevizminin talmud konusunda Karay Musevizmi ile fikir ayrılığı olması gösterilebilir.

Karaköy iskelesini başlangıç noktası olarak belirlediğinizde,sahilin solunda Ziraat Bankasının binasını görebilirsiniz. Bina masonik imgeler ile kaplı adeta.Zaten bankanın kurucularını biraz eşelediğinizde örgütle bağlantılarına ulaşabiliyorsunuz

Sağ tarafa doğru gittiğinizde ise hemen kuytuda Yeraltı Camii ile karşılaşırsınız.Yeraltı camii aslında yukarıda andığımız Galata surlarındaki kulelerin en uzunuydu. Ama işin ilginci günümüzde ibadete açık olan kısım bir Bizans yapısı olan kastelion kalesinin bodrumuydu.Osmanlı zamanında kurşunlu mahzen olarak anılmaktaydı. burasi, Gemilerin halic’e girmesini onlemek icin, bizans doneminde galata’dan sirkeci’ye uzatilan zincirin bir ucunun baglandigi kuledir. Eski kaynaklarda galata hisari (kastellion de galateu) olarak da gecer.

Bir kale ya da hisar konumunda olan kule, yaygin olan kaniya gore, halic ‘e giris cikislari kontrol etmek uzere imparator ıı. tiberios (572-582) tarafindan yaptirilmistir. cevresine koruyucu bir de duvar cekilmistir. 1420′li yillardan kopyalarai gunumuze ulasan istanbul’u gosteren eski bir planda, burasi silahhane anlamina gelen dorsena olarak belirtilmistir.

istanbul’un alinisindan sonra da silah ya da cephane deposu olarak kullanilmistir. kayitlarda padisah malı anlamina gelen mahzen-i sultan olarak gecer.

.Günümüzdeki Galata kulesinden de yüksek olan yapı Osmanlı döneminde bakımsızlıktan dökülmeye,çevre için tehlike uyandırmaya başlayınca yıktırılmış yerine cami inşa edilmiştir.Caminin içi oldukça basıktır.Çok sayıda ,oldukça kalın tonozlar zamanında oldukça yüksek bir ağırlığı omuzladıklarını kanıtlarlar.Basıklık kasvetli bir hava katmaktadır.Cami içerisinde bir-iki tane sehabe mezarı var.Bunlar Arap kuşatması sırasında şehit düşen askerlere (kanımca subay yada soylu olmalılar,koskoca Bizans sadece iki-üç Arap öldürebilmiş olamaz) aitlerdirbir halk soylencesine gore, istanbul’un emevi kumandani mesleme bin abdulmelik (olumu 738-742) doneminde, araplarca kusatilmasi sirasinda olen vahab bin huseyin ile sufyan bin ubayna buraya gomulmustur. 672-677 yillari arasinda kusatma kaldirilip ordular geri donerken oluler, gizli bir turbeye gomulerek kapilarinin kilitleri eritilmis kursunla kapatilmistir. buna dayanarak evliya celebi ‘nin hisarin araplarca yapildigi konusunda verdigi bilgiler yaniltici olmaktadir.Yakınlarında Kabenin güzel birde maketi mevcuttur.Ama bu mezarlarında şehirdeki diğer sehabe mezarları gibi 2.Mahmut zamanında keşfedilmiş olması insanın aklında soru işaretleri oluşturmakta.Bilindiği gibi batılı anlamda yenilikler peşinde koşan sultan,kendisine karşı yükselen tepki dalgasını bu şekilde törpülemeye çalışmış,ulemadan alamadığı icazeti halktan almayı denemiştir.

Cami mekani, kare kesitli 54 paye ile bolunmustur. bunlarin ustlerini capraz tonozlar orter. yer alti camii, istanbul’un cami mimarisi bakimindan cok degisik ve alisilmadik bir ornegini olusturur. arap sehitlerine ait olduklarina inanilan mezarlar caminin icinde yer almaktadir. j gonwald , galata konusunda yazdigi bir incelemesinde, yuzyilin baslarinda, yeralti camii’nin yaninda buyuk tonozlarin bulundugunu soyleyerek yanibasindaki kemankes camii’nin altinda da cok kalin, icinde sutun govdeleriyle daha baska mimari kalintilarinin kullanildigi bir duvarla karsilastigini belirtir

http://www.yeralticami.com diye bir adresleri mevcut.

Buradan çıkınca bir cami ile daha karşılaşırsınız.Bu camininde hemen giriş kapısının üzerinde yer alan Davut yıldızı dışında herhangi bir ekstra özelliği söz konusu değildir.Bu camii Kemankeş … Paşa camiidir.

Karaköy sokaklarında çok sayıda art neveue tarzı yapı var.Gerek sokakların darlığı gerekse bu tip yapıların olabileceğini ummamanız nedeniyle şimdiye kadar farkına varmamışsınızdır.İyi bir fotoğraf alabilmek için konkav mercekli objektiflere ihtiyacınız olacaktır.

Bu binalarda pek çok ilginçliği saklamakta.Hatta bu binaların bazılarında çeşitli milletlerin kiliseleri dahi mevcut.Örneğin bu harika binalardan birinin en üst katında bir Rus kilisesi yeralmakta.Ama bu bina gibi pek çoğuna girmeye çalıştığınızda bazı orman kibarlarıyla tanışma şerefine nail olabiliyorsunuz.Bu adamlarla tartışmaya,konuyu uzatmaya gerek yok.Kısacık bir süre içinde çok sayıda yandaş toplayabilecek kadarda popülerler.

Karaköyün barındırdığı ilginç mekanlardan biriside Türk Ortodoks Patrikhanesi ve ona bağlı kiliseler. Patrikhanenin hikayesi oldukça bilindik olduğundan bu konuya değinmeyeceğim.Şu an fazla bir cemaati yok,Murat Belgeye bakarsanız cemaat bile diyemeyeceğiniz bir kitle.Aslına bakarsanız cemaat nüfusunun azlığı nedeniyle Fener Patrikhanesinin İsviçreye taşınması söz konusuyken Karaköy Patrikhanesinin yaşamasına anlam vermek güç.

Patrikhanenin dış avlusunun duvarlarında Karaman ve civarından getirildiği söylenen taş kitabeler sıralı.Fakat bildiğim kıt Yunancaya rağmen Karamanlıca bir şeye rastlayamadım.Üstünkörü bir gözlemle yazıların daha çok slav tarzı el yazısını andırdığını belirtebilirim.

Patrikhane görevlileri oldukça güleryüzlü ve yardımsever.Diğer kiliselerde yaşadığımız terslikler ve tavırlarla karşılaşmamak bizi oldukça mutlu etti.Aksine güleryüzlü,samimi konuşma ve bilgilendirici bir sohbet ile karşılandık.

Ayin yapılan kısım kapalı olduğundan içeri girebilme imkanımız olmadı.Görevlilerin samimi tavırlarını suistimal etmemek içinde ısrarcı olmadık.Bununla beraber kilisenin camlarından içerisinin resimlerini alabildik.Tüm Ortodoks kiliseleri gibi oldukça karanlık ve kasvetli bir hava var.

Kilisenin narteksinde tavalı asılı duran,bakırdan yapılmış olduğunu sandığım bir gemi maketi mevcut.Geminin sohbetimiz esnasında Santa Klausun gemisi olduğunu öğrendik. Aziz Nikola,çocukların,gemicilerin ve tacirlerin koruyucusu olarak anılmakta.Görevli,her kilisede bu gemiden olduğunu söylediyse de geçmiş tecrübelerimiz esnasında böyle bir şeyle karşılaşmadığımızı rahatlıkla söyleyebilirim.Koridorun dibinde,her iki duvarında dibinde birer tabut durmakta. Tabutların Rus Ortodoks kilisesinin hediyeleri olduğunu sonraki araştırmalarımızda öğrendik.Görevli dostumuz,tabutların önemli kişilerin olduğunu söylediyse de kimlere ait olduğunu bilememekte.Burasıda tıpkı bu tabutların Rus kilisesinde ne aradığı,neden hediye edildiği gibi bir muamma.

Patrikhanenin kapısının solundaki amblem ve Türk Ortodoks Episkoposluğu yazısı Atatürkün büyüklüğünün ve uzak görüşlülüğünün bir kanıtı olarak bizi selamlamakta adeta.Gagavuz ırkdaşlarımız mutlaka Patrikhaneye bağlanmalı.(Türk Patrikhanesine karşı çıkanlar,Sırp Patrikhanesini Sokullu Mehmet Paşanın kurduğunu biliyorlar mı?)

Patrikhanenin aynı sokak üzerinde kapalı duran iki kilisesi daha var.Birisinde bir aile kalmakta ama giriş için izin vermemekte,diğerinde ise kimse yok.

Öte yandan yola Karaköy meydanını baz alarak başlarsanız,etrafınızdaki binalara bir müddet dikkatlice bakmalısınız.Özellikle Halk Bankasına ait binanın oldukça güzel işlemeleri söz konusu.Yolu takip ettiğinizde St.Benoit Lisesi ve içerisindeki Bizans kubbeli yapı dikkat çekmekte.Lisenin bitişiğinde kilise olması muhtemel bir yapı daha var ama girişini bulamadık.Lisenin tam karşısında,duvarları kararmış bir Ermeni kilisesi durmakta.Dışarıdan her ne kadar bakımsız görünse de büyük bir tezat oluşturacak bir iç yapısı söz konusu.İçerisinde çok yüksek ama işlemesiz bir kubbe ve Anadolunun çeşitli yörelerinden toplandığına inandığım dini objeler bulunmakta.Özellikle altar kısmının sağında ve solunda Ermenice yazılmış büyük kitaplar mevcut.Kilisenin içerinde düz giderseniz kilisenin vakfiyesi olduğunu sandığım bir okul yada işyeri var.Sanmamın nedeni Ermenice harflerden bir şey anlamamamın yanı sıra kilise görevlilerinin olumsuz tavırları nedeniyle bilgi toplayamamam.Öyleki içeriye fotoğraf çekmeme şartı ile binbir güçlükle girebilmemize rağmen görevli her adımımızda bizi bir ruh gibi hiçte dostane olmayan bakışlarla takip etti ve hiçbir sorumuza da yanıt vermedi.Bu tavırlardan oldukça rahatsız olduk ama üstelemedik.Genelde bu tip kiliselerde Hakkari taraflarından Keldani ailelerin görevli olarak yerleştirildiğini bildiğimizden üstelemiyoruz.Çünkü biz gezmek,kültürel birikimimize katkıda bulunmak amacıyla sokaklara düşmekteyiz.Ama kavga etmek en son tercihimizde olsa seyyahlığımızı aratmayacağını da söylemeliyim.

Karaköy kısmı karmaşık ve sürprizlere açık sokakları ile oldukça zaman harcamanıza sebep olmakta.O nedenle ya çok zaman ayırmalı yada çok iyi organize olmanız gerekmekte.

Galata isminin kökeni için pek çok rivayet söz konusu.Mesela Bizans zamanında burada mandıraların olduğu için Yunanca süt anlamına gelen galaktozdan türediği en ağır basanı.Türkiyedeki şuursuz tarih üstadlarının her zaman sarıldığı galatlardan da geldiği söylenmekte.Yeni bir varyasyonda İtalyanca denize inen yol anlamında olduğu. Galata ve çevresinden bahsetmek gerekirse,bu yöreyi de ikiye ayırarak anlatmak daha iyi olacak kanaatindeyim.İlk kısım bir zamanlar Avrupanın ve dolayısıyla dünyanın finans merkezlerinden biri olmuş Peraya yakın bölgeleri.Ne yazık ki Türk ülkesinde finans ve iktisadın ecnebilerin kontrolünde olması çok acı sonuçları doğurmuş.Halice paralel uzanan ikinci cadde olan bankalar caddesini çevreleyen yapılar,bir bankerin (dönemin en zengin insanı) sadece kendi evine daha rahat gidebilmek için yaptırdığı ve kendi adıyla anılan asimetrik görünümlü merdivenler (komodo merdivenleri),sahilden Peraya işadamlarının yorulmadan ulaşabilmeleri için yaptırılan tünel sizlere dönen paranın miktarı ve gücü hakkında fikir verebilecektir.

–cadde ile Beyoğlu arasında kalan yöre hakkındaki araştırmalarımız daha önceden yazılmıştır—

Galatada tıpkı Karaköy gibi sokaklarında sizlere pek çok sürprizi saklar.Halen pek çoğunda Cenevizli armaları asılı duran 700-800 yıllık binalar günümüzde çeşitli hanlar yada atelye vasıflarıyla ayaktadır.Bunların arasında belkide İstanbulun ilk camisi olan Arap Camii, şu an içerisinde pek çok dükkanın barındığı Ceneviz Sarayı sayılabilir.

Arap Camiinin kökeni , 8.yüzyılda kenti kuşatan arap ordusunun buraya kadar gelmiş olması ile ilgili olabilir. fakat yapıya arap cami denmesi ile ilgili daha gerçeğe yakın bir açıklama ise 16. yüzyılda ispanya’dan gelen yahudi topluluğunda yer alan arap* kökenli kişilerin bu bölgeye yerleştirilmiş olması ile ilgili olması daha kuvvetli bir ihtimaldir.
Arap cami, fatih mehmet sultan zamanında buradaki dominikenler’e başka bir yer verilerek cami olarak kullanılmaya başlanmıştır. Girişinde yapım yılını 717 olarak belirten bir levha bulunmaktadır mesleme bin abdülmelik tarafından yapıldığı yazan ,. arapların şehri kuşatması sırasında ordunun ibadet ihtiyacını gidermek için yapıldığı söylenir. emevi ordusu şam’a dönünce dominiken rahipleri burasını kilise haline getirmiştir. daha sonraları dördüncü murad zamanında tekrar camiye döndürülmüştür. birinci mahmudun annesi saliha sultan bu camiye şadırvan yaptırtmıştır. . onceki kiliselerin isimlerinin sirasiyla aya irini ve paolo (bkz: aziz pavlus) ve oldugu tahmin ediliyor. daha sonra 14.yy basinda bolgeye yerlesen dominikenler ismini sasritici bir bicimde domenico yapmislardir ahşap işçiliği ile ünlü olan caminin içinde kullanılan ahşap, güve yemesine karşı mukavim olan özel bir ahşaptır. uzun yıllar boyu dayanmıştır. dar uzun bir yapıda ve klasik cami üslubunda olmadığı için kiliseden bozma olduğu yönünde teoriler mevcuttur. doğruluğu tartışılır. kare bir kule şeklinde ilginç bir minaresi bulunan cami, farklı mimarisiyle dikkat çeker.

Kuledibi doğrultusunda Beyoğluna çıkarken arada küçük bazı kiliselere de rast gelebilirsiniz.Bunlardan birinin dış kapısını açık bulunca içeri daldık ve avlusunda gezindik.Kripta şeklinde bazı mezartaşları mevcut.Bunların hepsi bir döneme ışık tutabilecek objeler.

Neve Şalom sinagoguna girmediysekte yüksek kaldırımda bir başka sinagoga dek geldik.Vakit darlığı nedeniyle buna da girmedik.Ama gerek yol üzerinde gerekse ara sokaklarda genelde 1880 li yıllara ait (ve hala kullanılmakta olan)çok sayıda apartmana rastladık.Bu yapılar oldukça hoş detayları bünyelerinde barındırıyorlar ama mutlaka ve mutlaka elden geçirilmeleri,revizyona tabi tutulmaları şart.Arada yine ne olduğu belirsiz bir kalıntı bulduysakta her zamanki gibi en ufak bir açıklama ile karşılaşmadık.



Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

EkleBunu Sosyal paylaşım Butonu


Bu kategoride birde bunlar var :
  • Müzeler Haftası 18-24 Mayıs 2008
  • istanbul gezileri 1
  • Üsküdar
  • Eminönü-zeyrek-balat-ayvansaray
  • Yorumlayın