Viyana
Ağustos 15, 2007 | Kategori: gezi notları, güvenlik
Viyana biz Türkler için hep duygusal bir kent olmuş.Nasıl olmasın son geldiğimiz nokta.Onlarca ordu nasıl İstanbul surlarına çarpıp devrildiyse bizde tam iki kez alamamışız bu şehri. Alabilir miydik ,neden alamadık ayrı tartışmaların konusu.
Viyananın merkezi Ring denilen yoldan geçmekte.Ring aslında şehri saran surları temsil etmekte.1850 li yıllarda artık Türk ordusunun gelemeyeceğini düşünen zihniyet surları yıktırıp şehrin gelişmesini sağlamış.Yıkılan surların yerine 70 m.lik bir bulvar almış.70 m.lik surlar dile kolay.(Avusturyalılar 1940larda st.stefan kilisesinde gözetleme kulesini,1952 yılında da banliyödeki kuleleri lağv etmiş.O günden beri Türklerin viyana gelme tehditi kalktığını varsayıyorlar)
Viyana pahalı,gösterişli,süslü bir şehir;gerçek anlamda bir imparatorluk başkent.
Viyanalılar özellikle genç kesim oldukça yardımsever ve ingilizce konuşma konuusnda sorun çıkartmıyor.Buna karşın orta yaş ve üstü Almanca diyor başka birşey demiyor.Çokta yardımsever değiller ,kısa ve net cevaplarla baştan savmayı tercih ediyorlar.Çok sayıda yabancı milletten insan mevcut.Özellikle zenciler ve hintliler akşam saatlerinde (bu saat 7 ve sonrası demek) şehri ele geçiriyorlar.
Bizler hakkında ne düşünüyorlar diyorsanız cevabım nefret ediyorlar olacaktır.Bunda ÅŸehri ele geçirmek için yaptığımız iki kuÅŸatma ve ÅŸehri ele geçiren eÄŸitimsiz kebapçı takımının önemli etkileri varsa da temel olarak ta ilköğretimde verilen Türk düşmanlığı iÅŸin ana kaynağını oluÅŸturmakta.İlkokulda masum avusturyalılara saldıran acımasız ve güçlü sultanın adamlarına karşı nasıl cesaretle karşı durdukları anlatılıyor.Halbuki bizim tarihimizde Avusturyalıları yeren tek bir satır bile yoktur.Ama iÅŸin ilginci bu adamlar bizlerle müttefikken bile bu politikadan,düşünce tarzından vazgeçmemiÅŸtir.BoÅŸuna atalar “su uyur düşman uyumaz ” dememiÅŸ.
(Dipnot 1: Devamlı tarihçilerimizce küçümsenen Bizans ve imparatoru konstantin erkek gibi savaşmış kılıçlarımızın altında yiğitçe can vermiştir.Halbuki Harbsburg imparatoru çoktan topuklamıştı.
Dipnot 2:Tercümeci tarihçilerimiz bana şunu söylesin,viyanada alamadığımız sadece Ring içinde olan alandı,tıpkı pekçok avusturya şehrinde olduğu gibi düşman kalenin içindeydi ve banliyöler osmanlı kuvvetlerinin elindeydi.)
Neyse,Viyanada güzel bir metro ve tramvay hattına sahipsede biz hep yürüdük.Turla gittiÄŸinizde şöyle bir handikap olmakta.Prag yada BudapeÅŸteden otobüsle ÅŸehre geliyorsunuz ve saat 4′ü buluyor.Panaromik bir ÅŸehir turu yaptırılıyor (ring etrafında),otele yerleÅŸmece derken ilk gün gidiyor.İkinci gün tam bir gün gezme imkanınız var ama alan büyük.Sayacağım zaten.Üçüncü gün ise sabahtan yola çıkıyorsunuz.Halbuki Viyana en az üç gün istiyor gezdirmek için.
Turla giderseniz akşamları opera muhabbetiyle oyrocuklarınıza veda edebilirsiniz.Üç tane büyük opera var.Biri karlskirschenin karşısında,biri stephansdomede,diğeri pilgrim strassede.Sanırım bir tane daha var alberta ama emin değilim.Biletleri turla almak fiyat açısından pek farklı değil.Ama kendiniz arkalardan ucuza bilet alıp ön saflarda boş yerlere zıplayabilirsiniz.Ama bunun için çok yırtık olmak gerekmekte çünkü operaların doluluk oranları %98.
Serbest günde ise turlar sizi viyana ormanlarına götürmekte.Buraya kendi imkanlarınızlada gidebilirsiniz ama dediğim gibi viyanada turlar için vakit çok az.Viyana ormanlarında kraliyet döneminden kalan birşeyler,nazi silah fabrikaları vb var.
Bir başka akşamın tur eğlencesi ise grinzig meyhaneleri.Gitmedim.
Rotalara gelince .Kanımca en mantıklısı ringi dolanıp oradan şönbrun sarayına gitmek.Otelimiz pilgrim strasseye yakın olduğu için şanslıydık.(Bu caddenin bir paraleli 7-8 dk.yürümeyle mariahilferstrasse)Pilgrim meydanında pek çok Türk fastfood olduğu için karnınızı doyurabilirsiniz.Zaten Viyana şnitzelin vatanı ama şnitzel pahalı.
Pilgrimden aşağı yürüdüğünüzde karşınıza opera binası ve karlsplatz gelmekte.Karlsplatzda en ilginç yapı karlskirsche.Minareleri olan bir kilise adeta ama içi dahada ilginç.100$ üzerindeki herşeyi gören göz kilisede mihrabın üzerinde de vardı ama ne yazıkki net bir çekim yapamadım.
Oradan tramvay hattını takip ederek genelde 1850 lerde yapılmış,HaydarpaÅŸa garına benzer binalar arasından geçiyorsunuz.İlkin üniversiteyi(bu civarda nazilerce hava savunma amaçlı uçak savarda var),ardından ne olduÄŸunu unuttuÄŸum bir iki ÅŸahane binayı (vakıflar bankasının bir ÅŸubeside bu yakınlarda) geçerek urania’ya varıyorsunuz.Urania kuÄŸu gibi bembeyaz bir gözlemevi.
Uraniadan sonrası şehrin merkezi olan stephansdome.Bu katedral oldukça yüksek bir kubbeye sahip (ama tüm ihtişama karşın ne bir ayasofya ne bir süleymeniye bu detayı unutmayalım).Hatta 4 oyro vererek kuleye çıkarsanız şahane bir manzara olduğu rivayet edilmekte.Ama asıl ilginç olan şehir kurtulunca ordumuzdan kalan toplar eritilerek kilisenin devasa çanı döktürülmüş.Düşünüyorsunuz,ordularınızın mehter takımı surların ardında çılgınca çalar,kösler yeri göğü inletirken çaresiz insanlar isa ikonalarının önünde nasılda ağlaşıyorlardı.(ironi ise şurada saklı,kendilerini kurtaran polonyalıları hep köpek gibi kullandılar)
Stephansdome etrafında da güzel bir cadde var.Burada adım başı douglas adlı bir kozmetik mağazası var.Fiyatlar İstanbul düzeyinde ama bazı indirimler varki bedava kelimesinin anlamını zorlamakta adeta.
Viyana pastaları ile meşhur.Hatta dünyada içerisinde pastane bulunan McDonaldslar sadece Viyanada mevcut ama pastaları denedim pek beğenmedim.Zaten McDonaldslarda kredi kartı bile geçmemekte.Caddede güzel bir kafeteryada bilmembişiturte isimli meşhur bir tatlıyı denedik ama beş para etmez bir tatlı idi.4 tatlı,4 kahve yaklaşık 20 oyro tuttu.
Civarda da çok güzel sokaklar var.Hatta içerisinde ortaçağda vebadan ölenler anısına yapılan bir çeşmenin olduğu bir sokak avizelerle kaplı,geceleri harika olduğu söylenen bu sokağa istediğimiz halde akşam gelemedik.
Çok canlı bir cadde ise mariahilfersstrasse.Oldukça kalabalık bir cadde ve bir ucu şehrin en büyük istasyonuna ulaşmakta.
Ring üzerinde aslında ring dışında kalan bir kraliyet sarayı var.Yolun karşısında kuntz historischemuseum gerçekten görülmeğe değer.Anadoludan,oradan buradan çalınan (pardon getirilen) binlerce sanat eseri sergilenmekte.Biz gittiğimizde üst katlarda Goyanın tablolarını içeren bir sergi vardı ama yorgunluk ve akşam olması sebebiyle hakkıyla gezemedik.(Müzenin girişi adam başı 10 oyro)
Bizim giremediğimiz yolumuzun üzerinde parlemento binası var.Bina gerçekten eski Yunan akrapollerini anımsatmakta.Geldiğimiz günkü şehir turu esnasında ışık hızı ile geçtiğimiz için içini merak etmekteyim.Benzeri bir yapıda suikastten kurtulan bir prens için yapılan şükran kilisesi.






